tigblogs

Gizem - My Blog

Bugun gunlerden bir Nev sarkisi



Zor, cok zor bir gun. Azicik ilerledigini zannederken, hooop basa donme halleri ile karsilasmak zor, Sirca Fanus'u hatirlamak zor, korkmak zor. Aglamak istiyorum cok, oyle bir luksum bile yok. Tekrar ediyorum kendi kendime, ne olursa olsun, minnet duymayi asla unutmayacaksin diyorum. Sonra herkesin hayatinin zor oldugunu anlatiyorum, ama inaniyor muyum bu dediklerime bilmiyorum. Tek bildigim, kalp atislarimi kontrol etmemi saglayan tek sey bu.
Yarin biraz daha kolay olsa keske...

Mots-clés:


Bifurcation



Cok garip arkadas, hani derler ya, kalbinin sesini dinle, kendi icine bak once diye, ben bunlari zirva olarak gorurdum. Yanlis anlasilmasin, insanin kalbini dinlemesini onemsiz buldugumdan degil, hasa. Insanin kalbi ile aklinin oylesine ters noktalara dusebilecegine inanmamamdan.
Fakat siz farkina varmadan, ikisinin yollari oyle bir ayriliyormus ki, ustune kitaplar yazilmasi, filmler cevrilmesi tuhaf degilmis.
Sonra meger hayat diye yakinip durdugunuz sey aklinizmis.
Nasil yani demeyin, hayat dedigimiz sey, bizim gormek istedigimiz sey. Yani aklimizla isteyerek secip aldigimiz.
Life In A Day diye bir film izledim gecenlerde, dunyanin bir yerinden yasli bir adam, yeryuzunde gorebileceginiz en buyuk rahatlikla, cebinizde ne var sorusuna "Benim cebimde hicbir sey yok" diyor. "Zero." Utanmadan, sikilmadan. Bu cok dogal bir sey.
Oteki taraftan, dunyanin bize daha yakinmis gibi gozuken cografyasindan bir kiz, cebinden Iphone, Ipod ve nicesini cikariyor.
Bense "zero"nun verdigi huzura ozeniyorum.
Hesaplamadan, kendimi cebimde tasidiklarima indirgemeden, esit gormeden, varolmanin dogalligina ulasmak istiyorum.
Sonra son zamanlarda, kendimden endise ettigim hallerime bakiyorum ve aslinda hicbir seyin degismedigini goruyorum. Yani hayatimda olup bitenler bakimindan. Rutinim ve rutinsizligim, aksakliklar, sikintilar, gel-gitlerim... Hepsi oldugu gibi oldugu yerde.
Beni mayis ayindaki benden ayiran ise, gorme organim.
Ben ki, akla her zaman fazla onem atfetmis, asiri duygusal bir insanim. Duygusal oldugumu kabul etmem bile yirmi kusur senemi aldi, o derece akli onemserim. Akillilik anlamindaki, akil degil tabi. Modern anlamdaki rasyonellikten bahsediyorum burada. Hala 1+1=2 rasyonelligini, mantiksal gelisimi savunurum. Ama fark ettim ki, bu rasyonalligi davranissal bir tutarlilik anlaminda ya da kendini anlamak icin kullanamiyorsan, hayata yonelik bir silaha cevirmeyeceksin. Cunku gercek hayatta elmalar ile armutlar toplaniyor, araya sebzeler bile karisiyor, 1+1 2 etmiyor. Sifir ise yokluk olmuyor. Bunu anladiginizda, golgenizin uzerinizde yarattigi hakimiyetten siyriliyorsunuz.
Gorme organimi, rasyonal aklimdan alip, merkezi yasama organima cevirdim, mayis ayi icinde yasadiklarimdan sonra.
Orada her sey o kadar sakin ki... Sanki bunca zamandir tum erdemlerimi orada saklamis gibiyim. Ben oradan bakip oradan nefes alabiliyorsam yasiyormusum meger.
Kalbi bu kadar sakin, akli bu kadar karmasik kac insan var hayatta bilmiyorum. Ama kalbiniz size durup zevk almaniz gerektigini soyluyorsa, bu emre uymak zorundasiniz. Aklin kosusturmasi ile degil, kalbinizin sakinligi ile adim atmali, iyiyi de kotuyu de oradaki erdemle karsilamalisiniz.
Yoksa ne kendinizle, ne kendi hayaletlerinizle, ne de digerleri ile yaptiginiz kavgayi kazanabilirsiniz.
Ustelik, bu yenilgi sonrasinda kalkip hayati olanlardan sorumlu tutmak, rasyonalite sinirlari icinde de yer almaz.
Siz o kalbe nasil ulasirsiniz, Eat, Pray, Love mi yaparsiniz bilemem. Ama bende hic durmayan bir su var, onu akitmak lazim. Seyahat ile, ogrenme ile, gulme ile...
Bunu fark ettim ve ufaktan gezilerime basladim. Once insanlar arasinda gezmeyi ogrendim, simdi sira baska sehirleri gezmekte. Bu haftasonuna Bristol'a bilet aldim. Kisa fakat onemli bir degisim. Buyuk ihtimalle onumuzdeki haftasonuna da baska bir sehir olacak bu.
Insanlari ve sehirleri gezip umarim yakinda siraya ulkeleri koyacagim. Kendimle kendime dogru. Umut ve mutla.

Mots-clés:


Gunlerden gunesli bir pazar gunu



Londra sicak bugun, gunlerce suren yagmurdan sonra, kemiklerimizi isitacak bir an bulmanin tadini cikariyoruz tum Londra ahalisi olarak.
Henuz hayatimda haftasonlarinin tadini tam cikaracak duzeye gelememissem de, ilerliyorum. Yavas yavas.
Beni bilen bilir, canim tezdir, 9 ay bile bekleyememis bir insanim. Lakin yavasliga alismayi ogreniyorum. Cogu zaman kendimle savasmak pahasina.
Bu tatillerin yavasligina benzemiyor tabi, her seyden uzakta degilsin, hizli sehir hayatinin ortasinda, mucadelenin tam gaz surdugu, sonuclarin ise uzun vadede alindigi bir dunyadayim. Neyseki manzaram guzel, halimden memnun degilsem de, oldugum yerden memnunum.
Tekrar yazmaya basladim, 2007'nin 2008'e baglandigi seneki depremden geriye kalmis, hala titrese de ayakta duran bir yikik kent duruyor icimde. O kentin sessizliginde, kuytularda saklamistim sesimi ve kelimelerimi. Uzun bir sessizlik donemi, insanlar icinde gulup sonrasinda aglamalarin ardindan, toparlanma surecine giriyorum.
O kenti ne yapmali ne etmeli derken, sanirim hayatimda ilk defa kendimi gormeye basliyorum ben. Gordugum seyden cok hosnut degilim, aynaya bakmayali cok olmus, cok saklanmisim o kentin yikintilari arasinda. Yavas yavas yeni insanlar dolasiyor sokaklarimda, ben hala onlardan kaciyorum zaman zaman.
Ama degisiyor bir seyler.
Sonucunu bilemiyorum, fakat bildigim tek sey Roma yeniden kuruluyor.
Aklimda SarapliNar'dan kalma bir soru var: Are you the favourite person of anybody? Ne yazikki benimle genetik bagi olanlar haric, kimseden emin degilim bu konuda. En cok bu sorunun cevabi uzerine insa etmeye karar verdim yikik kent(d)imi.
Cok calismam lazim cok.

Mots-clés:


Cunku...



"Yazmak şarkı söylemekten daha farklı.


Çünkü şarkı söylemek affediyor her şeyi, yazmaksa öç alıyor."

Mots-clés:


Sunday with The Chordettes



Is it possible to miss a stranger that you happened to meet once in your life?
You'll never know my true feelings, dear stranger. I hid them so well, and you were about to leave already and had no time to dig in.
However, would you look for those hidden spots if you could stay a bit longer? Or would you walk away anyway?

In any case, this song will always remind me of you for the mere fact that the moment I gave up on possibilities/chances I've met you and I was sure of my feelings:



Mots-clés:


« précédent 5

Gina Quqia Davis's Profil

Amigos de Gina Quqia Davis


postes courants


Zaman
Neleri ozlemisim meger?
Turkce'min sabah...
Kimi kimi...
Anadil muhimdir!

Archives du mois


Août 2009
Octobre 2009
Novembre 2009
Décembre 2009
Janvier 2010
Février 2010
Mars 2010
Avril 2010
Mai 2010
Juin 2010
Novembre 2010
Janvier 2011
Juin 2011
Juillet 2011
Août 2011
Septembre 2011
Octobre 2011
Janvier 2012
Avril 2012

Changer de langue




Amis
Adam MacIsaac
Coquille
Dave Matthews
Efe Sevin
Paul Scott
Stefan Martens


1801 views
Avis de non-responsabilité